65 Saniye, Bir Ömürlük Acı
Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor. İnsan dönüp dolaşıp bir derin acıyı nasıl anlatacağını bilemiyor. Derin, kalp sızlatan, insanın içini kemirip bitiren bir acı hangi kelimeye sığar? Üzgünüm, acı çekiyorum, uykularım kaçıyor, düşündükçe boğazım düğümleniyor demek yeterli gelmiyor. Günlerdir, haber programlarında burun direklerimizi sızlatan keder keder bir acının, onbinlerce insanımızın bir yıldır tek gerçeği olduğunu kabul etmek istemiyor.
Biz o gün 65 saniyede yıkıldık! Hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağına dair sözler verdik ama bu sözlerde durabilecek miyiz; birgün canımızdan öte sevdiklerimizi uykularında kayeder miyiz, asıl kederimiz; bunu düşünürken başlıyor.
65 Saniye 365 Güne Sığar mı?
Bundan tam bir yıl önce, 6 Şubat gecesi, bir sarsıntıyla uykumdan sıçradım. O an aklıma ilk gelen, bir yerde şiddetli bir deprem olduğuydu. İstanbul mu, Erzincan mı? Tokat mı? Okulumuza doğru yol alırken, karşımızdan AFAD araçları geçiyordu. Neyle karşı karşıya olduğumuzdan henüz tam anlamıyla hiçbirimizin haberi yoktu! Ancak herkeste belirsizliğin yarattığı korkunç bir tedirginlik vardı.
Bizim deprem sarsıntısı ile uykularımızdan sıçradığımız gecenin, onbinlerce insanımız için bir kabus olduğunu öğrenmemiz uzun sürmedi. Uykusuz geceler, kaybettiğimiz arkadaşlarımıza günlerce ulaşma çabamız, ulaşabildiğimiz insanların derdine koşmaya çalışırken kilometrelerce uzaklarda acziyetimizi hissedişimiz… Asrın afeti, “artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacak” dedirtecek etkiye sahipti. Acının, kederin içinde bu felaketlerin birdaha yaşanmaması temennisi, değişim sinyalleri alıp başını gitti. Gölcük depreminde olduğu gibi… Aradan geçen bir yıldan sonra, elimizi vicdanınıza koyup da söyleyebiliyor muyuz; bu asrın acısı bir dönüm noktasıydı ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Keşke bir gün de yıkılan; sevdiğimiz şehirlerimiz, anılarımız, hayatlarımız, binalarımız değil de bu makus talihimiz olsa!
6 Şubat gecesi kültürel belleğimize acıyla yazıldı. Ne derseniz deyin, bu acıları hafızasından asla silemeyecek olanlar var. O günü, yalnızca felaketin birincil mağdurları değil, hiçbirimiz unutmayacağız, bu kesin. Kimilerimizi yaşayan bir ölüye çeviren bu korkunç acıları bir daha yaşamaz mıyız? İşte bu noktada hepimiz için daha korkunç bir endişe ve yeis başlıyor. Başlamalı çünkü doğal afetin insan eliyle korkunç bir trajediye dönüşmesine artık dayanamıyoruz. Kültürel belleğimize, ülkemiz tarihine bu acıları tekrar tekrar kaydetmek istemiyoruz. Sevdiklerimizi bir gece belki de ertesi günün heyecanı ile daldığı uykularda kaybetmek istemiyoruz!
Felaketin birinci yılında kaybettiğimiz vatandaşlarımızı, her bir değerimizi korkunç bir gecenin hüznüyle ve rahmetle anıyorum. Yakınlarına dayanma gücü diliyorum. Doğal afeti “insan afeti”ne çeviren, insanın evini barkını başına yıkan her kimse ve her kimin sorumluluğu varsa ben affetmiyorum, biliyorum onlar da affetmeyecekler!
Yasemin ŞENGÖR
Eğitimin Gündemi Haber Portalı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.