Site icon Eğitimin Gündemi Haber Portalı

Dayanışma Aidatı Talebinden Yüzde 1 Baraj Dayatmasına

Reklamlar

Ülkemiz sendikacılık tarihinde 2000’lerin başında “herkes sendikalı olsun” diyen bir zihniyetle karşılaşıyoruz. O dönemlerden bu yana yetkiyi elinde bulunduranlar, “dayanışma aidatı” hayallerinde diretiyor.

Dayanışma aidatı, sendikalı olmayanların yetkili sendikalara belirli bir aidat ödemeleri yönünde bir talebin tezahürü. Özetle; “ya sendikalı olursun ya da bana aidat ödersin” deniliyor!

Dayanışma aidatı talebi, Toplu Sözleşme Tekliflerinde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Sendikalı olmakla sendikasız olmak arasında bir fark yaratma çabaları, hukuk dinlemiyor! Görünen o ki kamu görevlilerini sendikalı olmaya özendirme yönünde talep, bugün şekil değiştirmiş. “Kamu görevlilerini yetkili sendikalara üye olmaya zorlama” olarak ifade edilebilecek bir hırsa ve inada dönüşmüş durumda.

2006’da sendika ödeneğini kanunlaştıranlarla bugün toplu sözleşme ikramiyesinde baraj inadına binenler, aynı anlayışın insanları! 2000’ lerin başında “sendikasız kamu görevlisi kalmasın” diyenler, bugün çok daha karanlık biçimde “herkes bizim sendikaya üye olsun” anlayışıyla bireylerin iradesini ve insan haklarını yok saymaya devam ediyor!

21.03.2006 tarih ve 5473 sayılı kanunu hatırlayalım. Kamu sendikalarına üye olup kendinden sendika aidatı kesilen kamu görevlilerine 5 YTL sendika ödeneği ödenmesi hükme bağlanmıştı. O dönemde kararın gerekçesi “sendikalı olmayı özendirme” olarak açıklanıyordu. Sendikalı/sendikasız ayrımı yapılıyordu. Sendikasız kamu görevlisi kalmasın mantığı ile bireylerin “bir sendikaya üye olmak istememe” hakları yok sayılıyordu! Günümüzde bu anlayışın devamı, sendika toplu sözleşme ikramiyesinde %1 barajı olarak kendini gösteriyor.

Geçtiğimiz yıllarda, bulunulan hizmet kolunda üye yapabileceği kamu görevlisi sayısının en az yüzde 1’ i oranında üye kaydeden sendika üyelerinin toplu sözleşme desteğinden faydalanması yönünde hukuk dışı tahakküm Danıştay’ dan dönmüştü. Hak, hukuk, Anayasa tanımayanların yüzde 2 barajı olarak direttiği kural ise Anayasa Yüksek Mahkemesi’ nde adaletin duvarlarına çarptı! Öyle “kanun maddesi geldi ama bak yüksek mahkemeden döndü” denilip atılacak kadar kolay olmuyor bu işler. Sendikal tarihinize, hukuka aykırı taleplerle çirkin bir dönem kaydediliyor. Yüksek Mahkemelerden tokat gibi cevap alanlar, sendika seçme özgürlüğünüzü yok sayanlar; vicdanlarımızdaki yargılamadan öyle kolay kurtulamıyor! Yetkili sendikaların “bize üye ol, daha çok ikramiye al” adaletsizliğini hukukla bağdaştıramayanların kişisel tarihinde birgün sorulacak hesaplar kalıyor!

Sendika Sayısı Az Olunca Hakkımızı Daha mı Çok Arayacaksınız!

Tüm bunlara rağmen, bütün itirazlar açıkken, tepkiler haklıyken… Ve daha da önemlisi yüksek mahkeme kararları ortadayken; geçtiğimiz günlerde yüzde 1 dayatmasının meclis gündemindeki 2/2290 esas numaralı kanun teklifine bir gecede eklendiğine tanık olduk!

Bu neyin inadıdır! Anlamak zor değil. Belli ki kamu hizmet kollarında yetkili sendikalar dışında bir mevcudiyet istenmiyor. Yetkili sendika üyeleri ile konuyu tartışmaya durun; hepsi ezberletilmiş gibi “ama çok sendika var, bunlar ne işe yarıyor!” diyorlar! Bir sonraki ayın kiralarını, kredi kartı borcunuzu düşünüp durmaktan helak olmuş kafalarınızı bir çevirip de kendinize hiç sordunuz mu; “bu yetkili sendikalar ne işe yarıyor!

Sendika sayısının artması olumsuz değerlendiriliyor ve ilginç ki bu konuda mantıklı bir açıklama yapılamıyor. Zaten bu gerekçeyi nasıl bir mantığa bürüyeceksiniz! Sendika sayısı ne kadar azsa toplu sözleşme masalarından o kadar çok kazanımla mı döneceksiniz?

Sendikalı olmakla sendikasız olmak arasında bir fark olmalı, anlayışını kabul etmiyorum. Önce “sendikalı olanların eline her ay bir miktar para geçsin” denildi. Şimdilerde de “yetkili sendikadan olanların eline her ay daha fazla para geçsin” deniliyor. Günümüz ekonomik koşullarında insanların sendika seçme hakları, komik meblağlara satın alınmaya çalışılıyor. Ekonomik ve sosyal haklarımızın toplu sözleşme masalarında HİÇ edildiği bir dönemde, bu tahakküme boyun eğmeyeceğiz!

Yasemin ŞENGÖR

Exit mobile version